Bir çocuğu olan çiftlerin hep kafalarının bir köşesinde olan düşünce, ikinci çocuk yani kardeş.
Uzun uzun düşünülür, hep karar vermek için bir şeylerin olması ya da bitmesi beklenir.
".....'nın taksidi bitsin, çocuk okula bi başlasın, şu kariyeri bi tamamlayalım, kendi evimize bi çıkalım vs. vs."
Ne hayatın koşturmacası biter, ne de işleri... Tam birini bitirdim derken diğeri başlar bir de bakarsınız ki ilk çocuk büyümüş, siz tekrar çocuk sahibi olma yaşını geçmişsiniz... Bir de ikinci çocuğu hiç düşünmeyen çiftler var (sağlık problemi ve ciddi başka engelleri olanları ayrı tutuyorum)
Hep şuna benzer sözler duyarız "Biz bütün imkanlarımızı çocuğumuz için kullanmak istiyoruz, ikinci çocuk olursa hem gereği gibi ilgilenemeyiz hem de maddi imkanlarımız bölünür. Biz çocuğumuzu özel okullarda, yabancı ülkelerde okutmak istiyoruz."
Herkesin fikrine saygım var ama kesinlikle katılmıyorum, normal şartlarda her insan bir kardeşi olsun ister, çocukken istemese bile yetişkin olduğunda bir kardeşin eksikliğini hep hissedecektir. Bir an kendinizi düşünün kardeşlerinizle geçirdiğiniz zamanları paylaştığınız şeyleri ve bir an onların hiç olmamış olduğunu varsayın... hayatınız nasıl olurdu?
Uzmanlar kardeşlik ilişkisini hayatta sahip olunabilecek en dayanıklı ve en uzun süren ilişki olarak tanımlıyorlar ve bu ilişkinin kişiliğimizi belirlemede ve kişisel tarihimizi yazmada çok ama çok etkili olduğunu söylüyor ve ekliyorlar; kardeşlik ilişkisi yaşadığımız bütün ilişkilerden farklı şekilde, belleğimize silinmemek üzere yer ediyor, iz bırakıyor” diyorlar.
Kardeşler birbirlerini herkesten daha iyi tanıyorlar, çünkü aynı ailede, aynı koşullarda yaşıyorlar. Hayatlarının her anına tanıklık ediyorlar bu da birbirlerini kimsenin tanımadığı kadar iyi tanımalarına neden oluyor. Yapılan araştırmalarda çocuklardan yakınlarını tanımlamaları istendiğinde en detaylı tanımı kardeşleri hakkında verdikleri görülüyor. Aynı değer yargılarını taşıyan, geçmişi hakkında aynı duyguları paylaşan, aynı zorluklardan, isyanlardan geçmiş kardeşler farkında olmasalar bile birbirleri için başkalarından daha önemli oluyorlar... bu da bir güven duygusu oluşturuyor. "hayatta ne olursa olsun, başıma ne gelirse gelsin, yanımda olacak beni terk etmeyecek benim kanımdan biri var"
Bu güven duygusunu biraz da kan bağı yaratıyor sanırım; insan eşinden, sevgilisinden, arkadaşından vs. ayrılabilir bütün ilişkisini kesip başkalarıyla hayatına devam edebilir ama kardeşiniz ile kavga bile etseniz, küs bile olsanız ilişkinizi kesemezsiniz. kesmek isteseniz de kesemezsiniz, çünkü aranızda sihirli bir bağ var, kan bağı...
Bu bağı kesip atamazsınız. diyelim ki kardeşinizle çok kötü kavga ettiniz bütün maddi manevi ilişkinizi kestiniz ve farklı şehirlerde hatta farklı ülkelerde yaşamaya başladınız, size göre artık bir kardeşiniz yok...Hayat böyle devam ederken yıllar sonra kardeşiniz bir nedenden kapınıza geldi, hata ettiğini ve sizi sevdiğini söyledi, bir düşünün ne yaparsınız? tabi ki kardeşinizi bağrınıza basar kardeşliğinize kaldığınız yerden devam edersiniz.
İkinci çocuğun zamanlaması ise ayrı bir uzmanlık konusu. Bu konuda uzmanların farklı görüşleri olabilir ama bence en doğru zaman sizin istediğiniz zamandır. Benim çocuklarım arasında bir yaş var. İkinci çocuğu başından beri düşünüyorduk ama bu planlanmış bir yaş farkı değildi fakat bizi hiç rahatsız etmedi aksine çok yararını gördük. okula gitme, bakım vs süreçlerini birlikte planladık.
Kardeş candır dostlar! mümkünse olsun...
Çocukla Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocukla Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Temmuz 2015 Salı
15 Mayıs 2015 Cuma
Problem Çıkarma Sanatçıları
Problem çıkarma sanatçıları her yerdedir. Okulda,
otobüste, kuyrukta, evde, sokakta...
Buluttan nem kaparlar, kılı kırk yararlar, pireyi
deve yaparlar, ufacık bir meseleyi mesele de demeyelim günlük sıradan bir olayı
adli bir vaka boyutuna rahatlıkla getirebilirler ve siz olayı izlediğiniz veya
direk muhatabı olduğunuz halde olayın nasıl parlayıp, ortalığı toza dumana
çevirdiğini anlayamaz, şaşkına dönersiniz.
Örneklere geçelim:
Örneklere geçelim:
Otobüste
- Otobüse yeni binen, alışveriş yapmaktan kan ter içinde kalmış teyze elindeki poşetleri sağa sola çarparak ilerlerken bir yandan da;
-Büyüklere
saygı kalmamış ayol, bizim zamanımızda öyle miydi? yaşlı birini gördüğümüzde
hemen yer verirdik şimdi gençlere bakıyorum da hiiiiç oralı değiller ya dışarı
bakıyorlar ya da uyuyor numarası yapıyorlar.
Eğer yanına bir yandaş bulup konuşmaya devam ederse vay halinize...
- Şu türden tartışmalar da sık sık yaşanmaktadır
-Beyefendi
biraz ileri gidebilir misiniz?
-
nereye gideyim, uçayım mı? hanfendi
-uçun
demedim beyefendi biraz kibar olabilirsiniz
-kibarlığı,
terbiyeyi siz den mi öğreneceğim...
Allaaah bundan sonra bütün yolcuların karakola, hastaneye veya tımarhaneye gitme ihtimali vardır, mümkündür.
İşyerinde
- Sabah işe bir gelirsiniz masanız duvara yapışmış komşu masadaki arkadaşınız kendi masasına yer açmak için sizin masayı ittirmiş.
- Oda arkadaşınız müziğin sesini açmış keyifle internette geziniyor oysa sizin konsantre olup, dünden beri üzeride çalıştığınız raporu yetiştirmeniz gerekiyor.
- Kendi zatalilerini anlatmaya pek meraklı arkadaşınız sabahtan akşama kadar kendi nevinden arkadaşlarını ağırlayıp, gezdiklerini, yediklerini, içtiklerini evini, parasını pulunu, her şeyini o kadar anlatıyor ki artık istemeseniz bile onu kendinden daha iyi tanıyorsunuz. Hatta evinde hangi çekmecinde ne olduğuna kadar biliyorsunuz
- Patronunuz hışımla odaya gelip size bir iş veriyor ve 10 dakikaya istiyor. (bunu sık sık yapıyor) Listeler gözden geçirilecek, bazı kişilere mail atılıp cevapları karşılaştırılacak vs. nerden baksan yarım gün... - Efendim bu kadar kısa sürede yetişmeyebilir demek istiyorsunuz cümleniz yarım kalıyor patron çoktan kağıtları masanıza bırakıp, pardon fırlatıp odasına geçmiş bile...
Evde
Ev insanın huzur bulduğu yerdir, dışarıda bütün
olanlardan yorgun düşüp evinize geldiğinizde huzur bulmak istersiniz doğal
olarak (Home Sweet Home yani) ama bazen bu mümkün olmaz.·
- Evli bir erkeksiniz karınız çalışmıyor size göre bir problem yok geçinip gidiyorsunuz. Eve gelip anahtarınızla girmek yerine kapıyı çalma gafletinde bulunuyorsunuz.
İnsanın evinin kapısını çalmasının sonucu bu:))) Bence
gerisin geri dönüp işe gidin güzel bir yemek söyleyip çalışmaya devam edin
sandalyede biraz kestirdikten sonra zaten mesai başlar bir de üstüne fazla
çalışma parası alırsınız.
- Çalışan bir kadınsınız çocukları da siz alıyorsunuz akşam eşinizden sadece on dakika önce evde oluyorsunuz. Çoluk çocuk, torba poşet kapıdan girip her şeyi elinizden yere bırakıyorsunuz, çocuklar koşarak odalarına gidiyorlar, gözlerinizi kapatıp derin bir nefes alıyorsunuz. Öyle yorgunsunuz ki tek isteğiniz kimse görmeden yatağınıza uzanmak, şu anda en çok istediğiniz bu... Birden kendinize geliyorsunuz yemek yok şimşek hızıyla planlamaya başlıyorsunuz: her şeyden önce bir makarna suyu koymak lazım o kaynarken üzerinizi değiştirip ellerinizi yıkayıp salataya girişebilirsiniz nerden baksan yemeğin hazırlanması 45 dakika, acaba buzlukta daha kolay hazırlanacak bir şey var mı? diye beyin fırtınası yaparken küçük oğlan gelip yakanıza yapışıyor sosis yiyelim mi? anne noluuuur... nolur..
-Çok açım ne pişirdin? (ne pişirdin lafı çok manidar, çünkü sanki ev hanımısınız halbuki az önce eve girdiniz)
- Makarna yapacağım.
veee... kıyamet kopuyor
- Ya yine mi
makarna ya, yine mi makarna!!! bıktım artık makarnadan, zaten ne zaman pişecekte yiyeceğiz daha alışveriş
poşetleri bile burada duruyor, (iki çocukla markete uğrayıp alışveriş yaptığınız için
teşekkür beklemiyorsunuz ama bunu da hak etmiyorsunuz) mesela neden hiç kuru fasulye pilav yemiyoruz. (zaten bir problem
çıkarma sanatçısı olan eşiniz açlığın da vermiş olduğu öfkeyle iyice zıvanadan
çıkıp coşuyor) Zaten bütün gün ... gibi
çalışıyorum eve gelince doğru dürüst bir yemek yiyemeyecek miyiz? Ne istediysen
yaptım, arabayı sana verdim işe arabayla gidip geliyorsun, eve her hafta temizliğe kadın geliyor
peki biz niye hep makarna yiyoruz?
cevap vermeye mecaliniz olmadığı için iç sesiniz
sizin yerinize cevap veriyor
-Çünkü ne araba, ne de temizlikçi kadın kuru fasulye
pilav yapmayı bilmiyor...
ardından yine iç sesiniz kahkahayı basıyor, ardından sizde makaraları koyveriyorsunuz...
Problem çıkarma sanatçılarının maceraları devam
edecek...
14 Şubat 2015 Cumartesi
Sevgilimizden Ayrıldık
Oğlum kaç gündür mutsuz, durgun, yorgun…
Nedenini biliyorum, sevgilisinden ayrıldı.
Geçerdi daha çok gençti zaman her şeyin ilacıydı…
biraz sabırlı olmak, beklemek lazımdı.
Dün akşam yemek yaparken mutfağa geldi bana sarıldı başını omzuma koydu
-anne beni biraz sev… dayanamıyorum, çok zor…
İşte o an içimde bir şeyler koptu, sonra bir kor düştü yüreğime artık ben de sevgilimden ayrıldım, ben de çok mutsuzum, ben de çok acı çekiyorum…
Devamlı onu gözlüyorum gözleri dalgın benim de gözlerim dalıyor, okula zorla gidiyor, ben de işe gitmek istemiyorum, yemekleri tabakta kalıyor benim de lokmalarım boğazıma diziliyor, odasından çıkmıyor, ben de insanlardan kaçmak istiyorum, boş boş bakıyor, benim de içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor boş boş oturuyorum.
Elimiz kolumuz kırık, konuşmaya mecalimiz yok.
Birisi Radyoyu açıyor biraz umutlanıyorum belki neşeli bir şarkı çalar diye, yok... bütün şarkılar ayrılık söylüyor...
Hiç bir şey beni, bizi teselli etmiyor çünkü sevgilimizden ayrıldık…
14.02.2009
Sevgililer gününüz kutlu olsun, kimse sevgilisinden ayrılmasın:)
Nedenini biliyorum, sevgilisinden ayrıldı.
Geçerdi daha çok gençti zaman her şeyin ilacıydı…
biraz sabırlı olmak, beklemek lazımdı.
Dün akşam yemek yaparken mutfağa geldi bana sarıldı başını omzuma koydu
-anne beni biraz sev… dayanamıyorum, çok zor…
İşte o an içimde bir şeyler koptu, sonra bir kor düştü yüreğime artık ben de sevgilimden ayrıldım, ben de çok mutsuzum, ben de çok acı çekiyorum…
Devamlı onu gözlüyorum gözleri dalgın benim de gözlerim dalıyor, okula zorla gidiyor, ben de işe gitmek istemiyorum, yemekleri tabakta kalıyor benim de lokmalarım boğazıma diziliyor, odasından çıkmıyor, ben de insanlardan kaçmak istiyorum, boş boş bakıyor, benim de içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor boş boş oturuyorum.
Elimiz kolumuz kırık, konuşmaya mecalimiz yok.
Birisi Radyoyu açıyor biraz umutlanıyorum belki neşeli bir şarkı çalar diye, yok... bütün şarkılar ayrılık söylüyor...
Hiç bir şey beni, bizi teselli etmiyor çünkü sevgilimizden ayrıldık…
14.02.2009
Sevgililer gününüz kutlu olsun, kimse sevgilisinden ayrılmasın:)
13 Şubat 2015 Cuma
Kız İsimleri Top 100
Sevgili anne adayları, hala çocuğunuza ne isim koyacağınızı bulamadınız mı?
işte size bir liste ve daha fazlası...
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)'nden alınan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun web sitesinde yayınlanıyor. 1950 yılından itibaren doğum tarihine göre en çok konulan isimler sıralanmış. Ben tabloyu biraz kısalttım 2005'den itibaren aldım.
Aşağıdaki listede 100 isim yok çünkü 2005 ve daha sonrasında ilk 100'e girememiş olanları almadım. Bunlar kız isimleri bir sonraki postumda erkek isimlerini paylaşacağım.
Hadi seçin bakalım...
Not.Tablo alfabetik olarak sıralanmıştır. Örnek: 2014 ADNKS kayıtlarına göre, 2013 doğumlu kadınlardan halen hayatta olanların isim sıralaması yapıldığında ilk sırada “Zeynep” ismi yer almaktadır. Aynı yıl için “Elif” ismi 2 sıradadır.
Doğum tarihine göre en çok kullanımda olan kadın isimleri ve ilk 100 isim içindeki sıralaması
işte size bir liste ve daha fazlası...
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)'nden alınan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun web sitesinde yayınlanıyor. 1950 yılından itibaren doğum tarihine göre en çok konulan isimler sıralanmış. Ben tabloyu biraz kısalttım 2005'den itibaren aldım.
Aşağıdaki listede 100 isim yok çünkü 2005 ve daha sonrasında ilk 100'e girememiş olanları almadım. Bunlar kız isimleri bir sonraki postumda erkek isimlerini paylaşacağım.
Hadi seçin bakalım...
Not.Tablo alfabetik olarak sıralanmıştır. Örnek: 2014 ADNKS kayıtlarına göre, 2013 doğumlu kadınlardan halen hayatta olanların isim sıralaması yapıldığında ilk sırada “Zeynep” ismi yer almaktadır. Aynı yıl için “Elif” ismi 2 sıradadır.
Doğum tarihine göre en çok kullanımda olan kadın isimleri ve ilk 100 isim içindeki sıralaması
| Ad | 2005 | 2006 | 2007 | 2008 | 2009 | 2010 | 2011 | 2012 | 2013 | 2014 |
| Ada | 90 | 70 | 65 | 59 | 52 | 24 | ||||
| Aleyna | 14 | 21 | 23 | 42 | 40 | 57 | 66 | |||
| Aslı | 78 | 74 | 83 | 82 | 98 | 97 | 97 | 100 | 85 | 93 |
| Asmin | 20 | 34 | 49 | 65 | 73 | |||||
| Asya | 58 | 51 | 41 | 44 | 39 | 27 | ||||
| Aylin | 85 | 93 | ||||||||
| Aysima | 95 | 66 | 63 | |||||||
| Ayşe | 13 | 15 | 17 | 15 | 21 | 16 | 20 | 21 | 19 | 22 |
| Ayşe Nur | 99 | 89 | ||||||||
| Ayşegül | 42 | 39 | 35 | 44 | 43 | 50 | 51 | 48 | 55 | 54 |
| Ayşenur | 36 | 36 | 41 | 47 | 56 | 59 | 59 | 62 | 67 | 66 |
| Azra | 41 | 46 | 42 | 29 | 31 | 12 | 6 | 5 | 6 | 7 |
| Bahar | 63 | 75 | 79 | 69 | 81 | 81 | 87 | 68 | 80 | 82 |
| Belinay | 83 | 45 | 33 | 13 | 10 | 10 | 14 | |||
| Beren | 69 | 63 | 44 | 34 | 26 | 21 | ||||
| Berfin | 27 | 30 | 27 | 17 | 22 | 36 | 48 | 51 | 51 | 61 |
| Beril | 87 | 99 | ||||||||
| Berivan | 93 | |||||||||
| Berra | 90 | 84 | 66 | 60 | 55 | 52 | 58 | 69 | ||
| Betül | 33 | 33 | 39 | 45 | 49 | 53 | 43 | 38 | 42 | 38 |
| Beyza | 18 | 20 | 25 | 33 | 37 | 45 | 46 | 43 | 41 | 43 |
| Beyza Nur | 96 | 83 | 87 | 91 | ||||||
| Beyzanur | 57 | 53 | 59 | 62 | 71 | 78 | 78 | 98 | ||
| Buğlem | 62 | 36 | 33 | 32 | ||||||
| Buse | 40 | 48 | 58 | 67 | 73 | 84 | 93 | |||
| Büşra | 3 | 4 | 9 | 6 | 10 | 14 | 21 | 25 | 32 | 37 |
| Cansu | 72 | 73 | 69 | 59 | 54 | 61 | 73 | 85 | ||
| Cemre | 66 | 84 | 56 | 52 | 22 | 16 | 41 | |||
| Ceren | 20 | 13 | 19 | 22 | 30 | 38 | 35 | 41 | 53 | 77 |
| Ceyda | 99 | |||||||||
| Ceylin | 86 | 48 | 39 | 39 | 30 | 37 | 63 | 90 | ||
| Damla | 62 | 49 | 45 | 40 | 46 | 41 | 27 | 26 | 30 | 42 |
| Defne | 50 | 44 | 42 | 54 | 47 | 47 | 25 | |||
| Deniz | 100 | 96 | 93 | 87 | 75 | 69 | 70 | 65 | 60 | 70 |
| Derin | 98 | 70 | 29 | 50 | ||||||
| Derya | 71 | 82 | ||||||||
| Dilan | 28 | 42 | 63 | 85 | ||||||
| Dilara | 30 | 35 | 38 | 52 | 60 | 71 | 74 | |||
| Dilek | 97 | |||||||||
| Duru | 78 | 74 | 28 | 32 | 36 | 40 | 24 | 36 | ||
| Duygu | 80 | |||||||||
| Ebrar | 70 | 57 | 51 | 54 | 50 | 49 | 45 | 46 | 46 | 51 |
| Ebru | 77 | 91 | ||||||||
| Ece | 65 | 71 | 64 | 61 | 64 | 64 | 60 | 54 | 75 | 75 |
| Ecrin | 82 | 8 | 3 | 4 | 3 | 3 | 3 | 5 | ||
| Eda | 60 | 84 | 80 | 78 | 68 | 48 | 53 | 69 | 77 | 85 |
| Edanur | 47 | 51 | 55 | 58 | 57 | 47 | 58 | 61 | 72 | 92 |
| Ekin | 86 | |||||||||
| Ela | 46 | 25 | 20 | 29 | 11 | 9 | 11 | 17 | ||
| Ela Nur | 99 | |||||||||
| Elanur | 91 | 77 | 36 | 24 | 24 | 27 | 22 | 19 | 23 | 31 |
| Elif | 2 | 1 | 2 | 2 | 2 | 2 | 2 | 2 | 2 | 2 |
| Elif Naz | 89 | 89 | 89 | 79 | 63 | 57 | 49 | 59 | ||
| Elif Nur | 87 | 85 | 86 | 88 | 73 | 68 | 58 | 56 | 57 | |
| Elif Su | 98 | 87 | ||||||||
| Elifnur | 100 | |||||||||
| Emine | 12 | 16 | 20 | 21 | 26 | 28 | 31 | 30 | 35 | 40 |
| Erva | 84 | 54 | 53 | |||||||
| Esila | 79 | 64 | 61 | 56 | ||||||
| Eslem | 95 | 66 | 45 | 35 | ||||||
| Esma | 21 | 31 | 33 | 37 | 41 | 44 | 37 | 29 | 21 | 18 |
| Esma Nur | 90 | 59 | 70 | 79 | 83 | 76 | 72 | 77 | 68 | 62 |
| Esmanur | 48 | 29 | 26 | 32 | 35 | 37 | 29 | 28 | 25 | 29 |
| Esra | 15 | 27 | 34 | 38 | 52 | 58 | 57 | 63 | 64 | 80 |
| Eylül | 31 | 24 | 30 | 16 | 7 | 8 | 10 | 12 | 14 | 10 |
| Ezel | 97 | |||||||||
| Ezgi | 100 | 99 | 96 | 89 | 96 | |||||
| Fatma | 7 | 9 | 8 | 9 | 11 | 11 | 17 | 20 | 18 | 26 |
| Fatma Nur | 64 | 60 | 57 | 65 | 67 | 67 | 69 | 73 | 74 | 86 |
| Fatma Zehra | 94 | 83 | 83 | |||||||
| Fatmanur | 74 | 70 | 66 | 71 | 72 | 72 | 71 | 74 | 71 | 78 |
| Feyza | 48 | 71 | ||||||||
| Gamze | 32 | 47 | 53 | 51 | 47 | 52 | 64 | 75 | 97 | |
| Gizem | 53 | 61 | 62 | 68 | 76 | 75 | 90 | 99 | 100 | |
| Hatice | 11 | 12 | 12 | 12 | 17 | 19 | 23 | 16 | 20 | 30 |
| Hatice Kübra | 97 | 93 | 91 | |||||||
| Havin | 76 | 92 | 100 | 96 | 82 | 86 | 84 | 44 | ||
| Havva | 91 | |||||||||
| Hayrunnisa | 56 | 53 | 53 | 55 | 47 | 50 | 57 | 81 | ||
| Hazal | 98 | 94 | 98 | 86 | 82 | 80 | 72 | 81 | 89 | |
| Helin | 44 | 52 | 77 | 99 | ||||||
| Hilal | 37 | 38 | 44 | 49 | 55 | 54 | 56 | 60 | 69 | 68 |
| Hira | 13 | |||||||||
| Hira Nur | 89 | 76 | 15 | |||||||
| Hiranur | 73 | 43 | 29 | 18 | 14 | 11 | 9 | 3 | ||
| Hümeyra | 100 | 90 | 79 | 64 | ||||||
| Irmak | 43 | 41 | 40 | 39 | 38 | 40 | 33 | 33 | 13 | 34 |
| İkra | 79 | |||||||||
| İlayda | 22 | 17 | 22 | 26 | 34 | 46 | 50 | 55 | 78 | 96 |
| İlknur | 86 | 67 | 67 | 73 | 79 | 86 | 91 | |||
| İpek | 88 | 99 | 87 | 81 | 79 | 90 | 84 | |||
| İrem | 5 | 3 | 3 | 4 | 5 | 6 | 9 | 17 | 43 | 49 |
| Kader | 75 | 88 | ||||||||
| Kardelen | 66 | 80 | 90 | 96 | ||||||
| Kevser | 97 | 100 | 98 | |||||||
| Kübra | 26 | 28 | 24 | 23 | 27 | 30 | 28 | 35 | 40 | 46 |
| Medine | 59 | 8 | 7 | 10 | 16 | 17 | 26 | 24 | 34 | 47 |
| Melek | 38 | 34 | 32 | 27 | 19 | 35 | 39 | 31 | 31 | 28 |
| Melike | 16 | 26 | 31 | 36 | 14 | 24 | 38 | 42 | 50 | 67 |
| Melis | 97 | 88 | 75 | 78 | 86 | 65 | ||||
| Melisa | 29 | 32 | 37 | 35 | 32 | 26 | 24 | 32 | 36 | 52 |
| Merve | 4 | 5 | 5 | 5 | 8 | 10 | 12 | 14 | 22 | 23 |
| Meryem | 17 | 14 | 16 | 18 | 23 | 15 | 16 | 13 | 12 | 11 |
| Mina | 83 | 73 | 58 | |||||||
| Mira | 91 | 19 | ||||||||
| Miray | 86 | 71 | 44 | 8 | ||||||
| Narin | 88 | 87 | ||||||||
| Naz | 84 | 76 | ||||||||
| Nazlı | 85 | 64 | 49 | 64 | 59 | 66 | 76 | 81 | 92 | 97 |
| Nehir | 34 | 18 | 18 | 28 | 36 | 9 | 7 | 8 | 8 | 9 |
| Nisa | 35 | 45 | 47 | 41 | 42 | 13 | 18 | 27 | 27 | 33 |
| Nisa Nur | 55 | 58 | 50 | 46 | 51 | 34 | 32 | 39 | 37 | 55 |
| Nisanur | 25 | 25 | 15 | 7 | 6 | 5 | 5 | 6 | 7 | 12 |
| Öykü | 93 | 84 | 87 | 89 | 60 | |||||
| Özge | 87 | 93 | 76 | 60 | 93 | |||||
| Özlem | 58 | 62 | 65 | 77 | 92 | 95 | ||||
| Pınar | 79 | 85 | 94 | 81 | 85 | 92 | ||||
| Rabia | 10 | 11 | 11 | 13 | 13 | 23 | 19 | 18 | 17 | 16 |
| Ravza | 95 | 88 | ||||||||
| Rojin | 46 | 54 | 95 | |||||||
| Rumeysa | 54 | 55 | 60 | 75 | 80 | 99 | 89 | |||
| Rümeysa | 39 | 44 | 48 | 57 | 62 | 68 | 61 | 67 | 70 | 76 |
| Seher | 89 | 98 | ||||||||
| Selin | 68 | 79 | 68 | 70 | 77 | 91 | 99 | |||
| Semanur | 52 | 50 | 52 | 55 | 61 | 65 | 67 | 76 | 88 | 94 |
| Sena | 61 | 72 | 74 | 95 | 94 | 100 | ||||
| Sıla | 8 | 6 | 6 | 56 | 63 | 74 | 77 | 92 | ||
| Sinem | 56 | 78 | 98 | 93 | 70 | 80 | ||||
| Songül | 84 | 81 | 96 | 97 | ||||||
| Sude | 24 | 23 | 21 | 34 | 48 | 62 | 88 | |||
| Sude Naz | 83 | 68 | 54 | 63 | 65 | 83 | ||||
| Sudenaz | 19 | 22 | 14 | 19 | 12 | 31 | 42 | 56 | 82 | 98 |
| Sudenur | 92 | 69 | 72 | 94 | ||||||
| Sultan | 73 | 65 | 81 | 92 | 95 | |||||
| Sümeyye | 45 | 40 | 28 | 20 | 18 | 21 | 15 | 15 | 15 | 20 |
| Şevval | 23 | 19 | 13 | 30 | 33 | 43 | 49 | 53 | 62 | 74 |
| Şeyma | 69 | 66 | 61 | 80 | 82 | 90 | 94 | 88 | 94 | 72 |
| Tuana | 94 | 63 | 43 | 31 | 15 | 22 | 25 | 23 | 28 | 45 |
| Tuba | 95 | |||||||||
| Tuğba | 49 | 56 | 71 | 72 | 74 | 77 | 83 | 82 | 96 | 95 |
| Tuğçe | 82 | 95 | 78 | 94 | ||||||
| Yağmur | 6 | 7 | 4 | 3 | 4 | 3 | 4 | 4 | 4 | 4 |
| Yaren | 51 | 43 | 29 | 14 | 25 | 25 | 40 | 45 | 38 | 39 |
| Yasemin | 67 | 76 | 75 | 88 | 91 | 85 | 92 | 96 | ||
| Zehra | 9 | 10 | 10 | 11 | 9 | 7 | 8 | 7 | 5 | 6 |
| Zeliha | 81 | 90 | 92 | 100 | ||||||
| Zeynep | 1 | 2 | 1 | 1 | 1 | 1 | 1 | 1 | 1 | 1 |
| Zilan | 50 | 37 | 91 | |||||||
| Zümra | 80 | 59 | 48 |
6 Şubat 2015 Cuma
Kızımızı İstemeye Geliyorlar Rüyası
Ben de her anne gibi biraz paranoyak bir anneyim, çünkü anneler sürekli çocukları için endişelenir, bu endişeleri kafasında evirir çevirir, çevresinde duydukları, televizyonda gördükleri ile birleştirir ve senaryolaştırır sonra da bilinç altına özenle saklarlar. Daha sonra da bu çok özgün senaryoları gerekli zamanlarda! rüyalarında, sinir ve ağlama nöbetlerinde kullanırlar.
Şimdi size geçen akşam kızım Ceren ile ilgili gördüğüm bir rüyayı anlatmak istiyorum. Ceren 23 yaşında okulunu bitirdi ve çalışıyor, halihazırda bir evlilik ihtimali ve ya bir arkadaşlık kesinlikle yok, ama gel gör ki bunu bilinçaltıma anlatamazsınız.
Efendim kızımızı istemeye geliyorlar kadınlı erkekli bir grup insan (tabi kızımız istemiş gelmelerini), ilk bakışta ailenin çok farklı bir kültüre mensup olduğunu görüyorum çok üzülüyorum. Kadının (müstakbel dünürümün) saçında en az 10 farklı tonda boya var. Bizi de hiç beğenmiyorlar, sürekli her şeye burun kıvırıyorlar, lütfedip evimize gelmişler öyle bir hava esiyor. Ama oğlan ortalarda yok... Neyse çay kahve derken kızı istiyorlar. Ben de bir yandan kendimi teselli ediyorum; "Ya diyorum önyargılı olmamak lazım belki çok iyi insanlardır, ayrıca ben Cerene çok güvenirim yanlış bir karar vermez, eminim oğlan çok düzgün ve iyi biridir, belki de çok iyi bir mesleği var" neyse biz düşünelim falan diyoruz gidiyorlar.
2 bölümde Cerenle konuşuyorum kalbini de kırmak istemiyorum ama damat adayının ne iş yaptığını ölesiye merak ediyorum kızın ağzından laf almaya çalışıyorum. O da ne ketum ser veriyor sır vermiyor lafı eveliyor geveliyor. Artık sinirlenmeye başlıyorum, iyice üstüne gidiyorum.
-Kızım niye söylemiyorsun çocuk ne iş yapıyor? mesleği ne?, niye saklıyorsun
dişlerinin arasında zorla,
-öğrenci, ....... bölümünde...
hayatımda hiç duymadığım bir bölüm adı söylüyor kalakalıyorum...
"Vay be hem öğrenci, hem de ..... bölümünde! Eyvahlar, nasıl olurlar ne yapacağızlar beynime hücum ediyor kızsan kızamazsın (Cereni dövesim geliyor) dövsen neye yarar... Hayatın zorlukları ve nasıl geçineceklerine dair bir nutuk çekmeye başlıyorum ki, kim dinler bizim kızın başında kavak yelleri esiyor hiç oralı değil, vazgeçip susuyorum.
Sakin ol... sakin ol.. bildiğim bütün sakinleşme taktiklerini deniyorum, iç sesim yine devrede;
"pozitif düşün pozitif olsun, demek ki çocuk çok yakışıklı kız aşık oldu önemli olan da severek evlenmek değil mi? eminim çok mutlu olurlar, ayrıca öğrenciyse ne olmuş okul da biter elbet, hiç bitmeyen okul var mı?, ayrıca ....... bölümüyeni bir bölüm galiba yeni açılan bölüm mezunlarına çok iyi fırsat kapıları açılabilir" falan... falan...
Oğlanın çok yakışıklı olma ihtimaline inanmak istiyorum, bu fikir hoşuma gidiyor ve buna odaklanıyorum. Kendimi çok yakışıklı ve aşık olunarak evlenilmiş bir eşin ne bulunmaz nimet olduğuna inandırıyorum, sakin bir ses tonuyla konuşmaya gayret ederek;
- Tamam şu çocuğun bir resmi yok mu? bir bakayım çok merak ettim.
İstemeye istemeye bir fotoğraf çıkarıyor çantasından bir topluluk resmi kızlı erkekli gençler bir masada oturmuş yemek yiyorlar. İlk dikkatimi çeken yan yana oturmuş iki genç, biri çok yakışıklı, otururken bile uzun boylu olduğu anlaşılıyor çok havalı, yanındaki kısa boylu, gözlüklü, hiç göze çarpmayan bir tip (hababam sınıfındaki arka sıralarda oturan hayta çocuklara benziyor.)
İşte diyorum bu yakışıklı bizim damat adayı, evet gerçekten çok yakışıklı ve karizmatik... yüreğime serin sular serpiliyor
-Neyse diyorum bari damat yakışıklıymış.
Ceren anlamsız bir ifadeyle yüzüme bakıyor, sonra beraber resme bakıyoruz parmağıyla yakışıklı çocuğu göstererek
-Bu değil anne! (parmağını yanındaki gözlüklü çocuğa kaydırıyor) bu...
Yıkılıyorum....yıkılıyorum....yıkılıyorum...
Şimdi size geçen akşam kızım Ceren ile ilgili gördüğüm bir rüyayı anlatmak istiyorum. Ceren 23 yaşında okulunu bitirdi ve çalışıyor, halihazırda bir evlilik ihtimali ve ya bir arkadaşlık kesinlikle yok, ama gel gör ki bunu bilinçaltıma anlatamazsınız.
Efendim kızımızı istemeye geliyorlar kadınlı erkekli bir grup insan (tabi kızımız istemiş gelmelerini), ilk bakışta ailenin çok farklı bir kültüre mensup olduğunu görüyorum çok üzülüyorum. Kadının (müstakbel dünürümün) saçında en az 10 farklı tonda boya var. Bizi de hiç beğenmiyorlar, sürekli her şeye burun kıvırıyorlar, lütfedip evimize gelmişler öyle bir hava esiyor. Ama oğlan ortalarda yok... Neyse çay kahve derken kızı istiyorlar. Ben de bir yandan kendimi teselli ediyorum; "Ya diyorum önyargılı olmamak lazım belki çok iyi insanlardır, ayrıca ben Cerene çok güvenirim yanlış bir karar vermez, eminim oğlan çok düzgün ve iyi biridir, belki de çok iyi bir mesleği var" neyse biz düşünelim falan diyoruz gidiyorlar.
2 bölümde Cerenle konuşuyorum kalbini de kırmak istemiyorum ama damat adayının ne iş yaptığını ölesiye merak ediyorum kızın ağzından laf almaya çalışıyorum. O da ne ketum ser veriyor sır vermiyor lafı eveliyor geveliyor. Artık sinirlenmeye başlıyorum, iyice üstüne gidiyorum.
-Kızım niye söylemiyorsun çocuk ne iş yapıyor? mesleği ne?, niye saklıyorsun
dişlerinin arasında zorla,
-öğrenci, ....... bölümünde...
hayatımda hiç duymadığım bir bölüm adı söylüyor kalakalıyorum...
"Vay be hem öğrenci, hem de ..... bölümünde! Eyvahlar, nasıl olurlar ne yapacağızlar beynime hücum ediyor kızsan kızamazsın (Cereni dövesim geliyor) dövsen neye yarar... Hayatın zorlukları ve nasıl geçineceklerine dair bir nutuk çekmeye başlıyorum ki, kim dinler bizim kızın başında kavak yelleri esiyor hiç oralı değil, vazgeçip susuyorum.
Sakin ol... sakin ol.. bildiğim bütün sakinleşme taktiklerini deniyorum, iç sesim yine devrede;
"pozitif düşün pozitif olsun, demek ki çocuk çok yakışıklı kız aşık oldu önemli olan da severek evlenmek değil mi? eminim çok mutlu olurlar, ayrıca öğrenciyse ne olmuş okul da biter elbet, hiç bitmeyen okul var mı?, ayrıca ....... bölümüyeni bir bölüm galiba yeni açılan bölüm mezunlarına çok iyi fırsat kapıları açılabilir" falan... falan...
Oğlanın çok yakışıklı olma ihtimaline inanmak istiyorum, bu fikir hoşuma gidiyor ve buna odaklanıyorum. Kendimi çok yakışıklı ve aşık olunarak evlenilmiş bir eşin ne bulunmaz nimet olduğuna inandırıyorum, sakin bir ses tonuyla konuşmaya gayret ederek;
- Tamam şu çocuğun bir resmi yok mu? bir bakayım çok merak ettim.
İstemeye istemeye bir fotoğraf çıkarıyor çantasından bir topluluk resmi kızlı erkekli gençler bir masada oturmuş yemek yiyorlar. İlk dikkatimi çeken yan yana oturmuş iki genç, biri çok yakışıklı, otururken bile uzun boylu olduğu anlaşılıyor çok havalı, yanındaki kısa boylu, gözlüklü, hiç göze çarpmayan bir tip (hababam sınıfındaki arka sıralarda oturan hayta çocuklara benziyor.)
İşte diyorum bu yakışıklı bizim damat adayı, evet gerçekten çok yakışıklı ve karizmatik... yüreğime serin sular serpiliyor
-Neyse diyorum bari damat yakışıklıymış.
Ceren anlamsız bir ifadeyle yüzüme bakıyor, sonra beraber resme bakıyoruz parmağıyla yakışıklı çocuğu göstererek
-Bu değil anne! (parmağını yanındaki gözlüklü çocuğa kaydırıyor) bu...
Yıkılıyorum....yıkılıyorum....yıkılıyorum...
2 Şubat 2015 Pazartesi
Çocuk mu? Kariyer mi?
Nereden başlamalı, nasıl anlatmalı bilmem, isterseniz önce neden "çocuk mu? kariyer mi?" sorusundan başlayalım, çünkü çocuk ve kariyer hayatımızın neredeyse tamamını kapsıyor.
iş hayatını, evlilik hayatını, çevreyle ilişkilerimizi... Yani yaşantımızda ne varsa büyük ölçüde işimiz ya da çocuklarımız üzerine kurulu.
Çocuk ya da kariyer kavramı son yılların popüler tartışma konusu olmasının ötesinde çok daha geniş kapsamlı ele alınması, üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir konu, çocuk dediğimiz varlık olmadan olmaz mı? olmalı mı? ya kariyer, sahi... nedir bu kariyer acaba o olmasa olmaz mı? kariyer yapmadan çalışılmaz mı? çalışınca çocuk yapılmaz mı? hangisini seçmeliyiz? ille de birini seçmek zorunda mıyız? ne zor bir mesele...
Çocuk ya da kariyer kavramı son yılların popüler tartışma konusu olmasının ötesinde çok daha geniş kapsamlı ele alınması, üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir konu, çocuk dediğimiz varlık olmadan olmaz mı? olmalı mı? ya kariyer, sahi... nedir bu kariyer acaba o olmasa olmaz mı? kariyer yapmadan çalışılmaz mı? çalışınca çocuk yapılmaz mı? hangisini seçmeliyiz? ille de birini seçmek zorunda mıyız? ne zor bir mesele...
Aslında hiç zor değil sonuçta sadece iki seçenek var arasından birini seçer kurtuluruz, olmadı ikisini birden yaparız imkansız değil ya...
Pekiiii, çocuğu seçtiğimizde çocuğun hayatımıza katacağı sorumluluklarla birlikte işin içine bir eş, bir evlilik, eşimizin ailesi, belki boşanma vs. girmeyecek mi? Peki kariyeri seçtiğimizde bir eğitim planlaması, sıkı ve disiplinli bir çalışma hayatı ve zorlukları, rekabet vs ne olacak?
Pekiiii, çocuğu seçtiğimizde çocuğun hayatımıza katacağı sorumluluklarla birlikte işin içine bir eş, bir evlilik, eşimizin ailesi, belki boşanma vs. girmeyecek mi? Peki kariyeri seçtiğimizde bir eğitim planlaması, sıkı ve disiplinli bir çalışma hayatı ve zorlukları, rekabet vs ne olacak?
Mazallah ikisini birden seçersek;
vs.'leri topla iki ile çarp etti mi? hayatımızın tamamı, geriye kalanları çıkar ne kaldı? çok bilinmeyenli bir denklem mi? denklem olsa iyi, denklemlerin bilinmeyenleri ne kadar fazla olursa olsun bir formülü, matematiksel bir açıklaması var. Maalesef işin içine "insan" faktörü girdiğinde hiç bir şeyin ne reçetesi ne de formülü var. Dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı hayat var ve hiç bir hayat asla bir diğerine benzemez hepsi tektir,hepsi özeldir, sadece bazen yararlanabileceğimiz tecrübeler vardır...
vs.'leri topla iki ile çarp etti mi? hayatımızın tamamı, geriye kalanları çıkar ne kaldı? çok bilinmeyenli bir denklem mi? denklem olsa iyi, denklemlerin bilinmeyenleri ne kadar fazla olursa olsun bir formülü, matematiksel bir açıklaması var. Maalesef işin içine "insan" faktörü girdiğinde hiç bir şeyin ne reçetesi ne de formülü var. Dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı hayat var ve hiç bir hayat asla bir diğerine benzemez hepsi tektir,hepsi özeldir, sadece bazen yararlanabileceğimiz tecrübeler vardır...
Blog yazarlığını seviyorum ve uzun yıllardır çeşitli blogları takip ediyorum. Böylesi önemli konularda yazan blogların artması gerektiğini düşündüğüm için bu bloğu açmak istedim.
İyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. Tecrübe dedik naçizane tecrübelerimi, çevremde şahit olduğum tecrübeleri, yaşanmışlıkları, sizin tecrübelerinizle birleştirerek hep birlikte sorularımıza cevap bulmaya ve denklemlerimizi olabildiği ölçüde çözmeye çalışalım...
Ne dersiniz?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)